11 Nisan 2015

,

Komünizme Yasak: Ukrayna’da McCarthizm


Nazi ve komünist ideolojilerin 8 Mayıs Zafer Günü’nde yasaklanmasını öngören kanun tasarısının Ukrayna hükümeti eliyle takdim edilmesi ve meclis tarafından yürürlüğe sokulması, önemli sonuçlar doğuracak bir gelişme. İçişleri bakanlığının Lenin heykellerinin ve diğer Sovyet dönemine ait anıtların yıkılması sürecine tepki vermeme politikasını benimsemesi ve milletvekili Arseniy Yatsenyuk’un SSCB’nin Almanya’ya saldırdığına ilişkin ifadesi ardından, bu tarz bir girişim zaten bekleniyordu. Ayrıca bu tasarı, daha öncesinde avro meydanı mitingleri başlamadan birkaç hafta önce bugün meclise girememiş olan Svoboda partisi tarafından da önerilmişti. Ancak “devrim”in coşkusu ile bu girişim milletvekilleri eliyle gündeme alınmamıştı. Yeni milletvekilleri ise bu tasarıyı oybirliği ile geçirme konusunda tereddüt etmeyecekler.

Ukrayna’da Sovyet karşıtı propagandada (Hitler’le işbirliğine gitmiş olan) Ukrayna İsyan Ordusu yegâne manipülasyon araçlarından biri. Bu propaganda yeni değil, tüm bağımsızlık dönemi süresince belirli amaçlar doğrultusunda kullanıldı. Topluma dayatılan bilgilendirme siyaseti bu noktada iki amaç güttü: ilk olarak kitleler, oligarşik katmanın bir sınıf olarak imha edilmesi konusunda ikna edildiler (Ukrayna Komünist Partisi bile bu hayatî zorunluluğu unuttu) ve ikinci olarak da düşük yaşam standartları insan haklarının kaçınılmaz bedeli olarak sunulduğu noktada, “ekmek yerine özgürlük” ilkesinin tatbik edileceği söylendi.

Geçen yıl boyunca Ukrayna’da birçok değişiklik yapıldı. Sovyet karşıtı duygular da değişime uğradı ve sadece Rus karşıtları değil, Rusya’yı sevenlerce de benimsendi. Odessa’da Aziz George kurdeleleri ile insanlar diri diri yakıldılar. Bunun sonucu olarak da hoşgörüsüzlük denilen çığ artık durdurulamaz bir nitelik arz etmeye başladı.

Komünist ideolojinin yasaklanmasına ilişkin uluslararası deneyim, bugün Kiev’de karşılığını buluyor. Bu yasak sadece Polonya, Gürcüstan ve Baltık ülkelerinde mevcut. “Komünist rejimler”i yalanlayan bu anlamsız karar, 2006’da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde benimsenmişti. Bu gelişme, konuyla ilgili “uluslararası sicil”in bir parçası. Şurası kesin: komünist ideoloji (her ne kadar solcu duygular AB’de ve ABD’de yükselişte olsa da) bugün Batı’da popüler bir husus değil. Gene de batıda bile sermayenin dayatmasına rağmen hükümetler, yurttaşlarının ideoloji seçme özgürlüğünü ihlal etme cüretinde bulunamıyorlar. Bu arada söz konusu hak, Ukrayna Anayasası’nda hâlâ mevcut.

Nazizm ile komünizmi eşitlemenin sadece genel sağduyu ile değil, uluslararası hukukla da çatıştığı noktada bu yaklaşım, II. Dünya Savaşı’nın ve Nuremberg Mahkemesi’nin nihai sonuçlarını iptal etmeyi amaçlıyor.

Bu kanun tasarısının yürürlüğe girmesi, Ukraynalıların suratına inecek bir tokadı ifade ediyor. Kanun, devlet makamlarına muhaliflere yönelik açıktan bir cadı avı başlatması için gerekli aracı temin edecek. Sadece politik değil, tüm toplumsal yaklaşımlar ve söylemler, Ukrayna’daki yeni feodal oluşumun perçinlenmesine karşı ise, “komünist” olarak etiketlenecekler.

Dmitriy Kolisniçenko

0 Yorum: