28 Eylül 2014

, ,

Nasrallah'ın Konuşması


Nasrallah'ın Konuşması ve Direniş’in Konumu

 

Nasrallah’ın geçen akşam Suriye’deki IŞİD mevzilerine yönelik ABD baskınlarını kınaması, onun on yıl önce ABD’nin Irak işgalini kınamasını andırıyor. Nasrallah, tıpkı Mayıs 2004’teki ABD öncülüğünde kurulan terör karşıtı koalisyonun ahlâkî yetkesini ve meşruiyetini sorguladığı konuşmasında olduğu gibi, bu konuşmasında da ABD’nin Suriye müdahalesinin Irak işgalinin niteliksel ve kimliksel açıdan bir taklidi olduğunu, bu noktada İsrail’in işgaline benzediğini, hegemonya kurma, gaddarlık, yıkım, suç işleme ve katliam yapma bağlamında, gene insan hakları, demokrasi ve uygarlık gibi sloganlara sarıldığını söylüyor.

İran ve Hizbullah, bugün ABD saldırılarının hedefi olan noktaların yıkılışından istifade edecek bir yerde duruyor öte yandan da bu saldırılara ilkesel olarak itiraz ediyor. Bugün İran da söz konusu saldırıları kınadı ama Suriye hükümeti örtük olarak bu saldırılara destek verdi (Bunun özel bir nedeni, Suriyelilerin ve İranlıların ABD planları konusunda önceden bilgilendirilmiş olması.). Suriye’nin örtük kabulünün bir sebebi, onun Batı tarafından tanınmaya muhtaç olması ve belli bir intikam siyasetiyle hareket etmesi. Direniş Ekseni adına bu yaklaşım, politik ve entelektüel açıdan tutarsız bir siyasetmiş gibi görünüyor, ama öte yandan bu yaklaşım, IŞİD’in hem emperyalistler hem de anti-emperyalistler için tehdit teşkil ettiği noktada, söz konusu yeni aşamada ortaya çıkan stratejik karışıklıkların bir yansıması. Bu da IŞİD’in emperyalizm ötesi bir nitelik arz ediyor oluşuyla ilgili, yani bu örgüt ilkesel düzeyde ne küresel kapitalizmle ne de emperyalizmle ilgileniyor. Emperyalist güçler IŞİD için hilafete engel teşkil ettiği aşamada düşman hâline geliyorlar, bu noktada söz konusu güçlerin adaletsiz ve zalim siyasetleri asla göz önünde bulundurulmuyor. Aynı şekilde ABD de IŞİD’in mezhepçi dinî ideolojisine ya da barbarlığına değil, onun bölgedeki çıkarları için teşkil ettiği politik tehdide karşı çıkıyor.

Dolayısıyla Direniş Ekseni ve emperyalistler savaş öncesi duruma geri dönme konusunda hevesli, aynı zamanda her iki taraf, bugün içine düştüğümüz, politik açıdan kafa karıştıran ve görece daha az yönetilebilir olan emperyalist ötesi bataklığa karşı olduklarından, emperyalist-antiemperyalist fay hattı boyunca yaşadıkları rutin çatışma düzlemini muhafaza ediyor.

Nasrallah’ın konuşması, bu emperyalist ötesi aşamada bile, emperyalizmin baş düşmanımız olarak varlığını sürdüreceğini tüm dünyaya hatırlattığı için çok önemli. Direniş Ekseni’nin yürüttüğü siyaset, yaşanan saldırılara şiddetle karşı çıkan ama öte yandan da tekfirciler arasındaki kayıplar için damla gözyaşı dökmeyen bir siyaset.

Emel Saed Gureyb

0 Yorum: